Bende DEHB var mı?

Hiç bir odanın ortasında durup oraya neden girdiğinizi tamamen unuttuğunuz, beş işi aynı anda başlatıp hiçbirini bitiremediğiniz ya da biri sizinle doğrudan konuşurken zihninizin cümle ortasında savrulup gittiği oldu mu? Eğer cevabınız evet ise, "Acaba bende DEHB var mı?" sorusunun zihninizden geçmiş olma ihtimali oldukça yüksektir. İnternet bu soruyu daha da yüksek sesle gündeme getirdi. DEHB belirtilerini anlatan kısa videolar her gün milyonlarca kişiye ulaşıyor ve birçoğumuz kendimizi bu içeriklerde tanıyoruz. Ne var ki dürüst cevap şudur. Bir konuyu merak etmek o duruma sahip olmakla aynı şey değildir. DEHB ya da tam adıyla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, beynin dikkat düzenlemesi, dürtü kontrolü ve aktivite seviyelerini yönetme biçimini etkileyen gerçek bir nörogelişimsel rahatsızlıktır. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)  ve Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH) verilerine göre belirtiler genellikle çocuklukta başlar ve yetişkinlik dönemine kadar sürebilir. Ancak yıllar içinde belirtilerin nasıl ortaya çıktığı belirgin biçimde değişir. 

Yetişkinlerde DEHB çoğu zaman insanların aklındaki klasik tablodan oldukça farklı görünür. Duvarlardan zıplayan huzursuz bir çocuk imgesi yaşla birlikte yerini başka bir tabloya bırakır. Kalan ve sıklıkla fark edilmeyen şey ise daha içsel deneyimlerdir. Dikkat Eksikliği Bozukluğu Derneği'nin (ADDA) paylaştığı araştırmalar, DEHB'si olan yetişkinlerin sürekli zihinsel huzursuzluk, zaman körlüğü, kronik erteleme, işleri bitirmekte zorlanma, randevuları unutma, önemli eşyaları yanlış yerlere koyma ve ilgilendikleri konuşmalarda bile kolayca dağılma gibi deneyimler yaşadığını gösteriyor. Pek çok yetişkin aynı zamanda dikkatsizliğin tam tersi olan hiperfokus deneyimini de yaşar. Bu da ilgi çekici bir şeye saatlerce odaklanırken sıkıcı ama önemli bir işe başlamakta zorlanmak anlamına gelir. DEHB kadınlarda da farklı bir biçimde ortaya çıkma eğilimindedir. ADDA'nın kadınlarda dikkatsiz tip DEHB üzerine araştırması, kadınların daha çok dikkatsiz tip DEHB yaşadığını ortaya koyuyor. Bu tip daha sessiz ve içsel olduğundan kaygı, depresyon ya da basitçe "dağınık" veya "tembel" olmak gibi yanlış etiketlerle karıştırılması oldukça kolaydır. Pek çok kadının tanısını yirmili yaşlarının sonunda, otuzlu yaşlarda ya da hayatın daha ilerleyen dönemlerinde alıyor olmasının başlıca nedenlerinden biri de budur. 

Gerçek bir tanı için neyin gerektiğini anlamak büyük önem taşır. Çünkü yanlış anlaşılmaların en çok zarar verdiği nokta tam olarak burasıdır. DSM-5 kriterlerine göre bir yetişkinin DEHB tanısı alabilmesi için dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivite ve dürtüsellik alanlarında en az beş kalıcı belirti göstermesi gerekir. Bu belirtilerin on iki yaşından önce de mevcut olması, iş, ilişkiler ya da ev hayatı gibi en az iki farklı alanda kendini göstermesi ve başka bir ruhsal veya fiziksel rahatsızlıkla daha iyi açıklanamaması zorunludur. Pek çok durum DEHB'yi taklit edebilir. Bunlar arasında kronik stres, tükenmişlik, tedavi edilmemiş kaygı ya da depresyon, uyku yoksunluğu, hormonal değişimler ve travma sayılabilir. Yetişkin DEHB Öz Bildirim Ölçeği (ASRS-v1.1) gibi geçerliliği kanıtlanmış araçları, ayrıntılı bir klinik görüşmeyi ve kişinin gelişimsel geçmişine dair bilgileri bir arada kullanır. Kısa bir çevrim içi test ya da kendinizi yakın hissettiğiniz bir TikTok videosu merakınızı uyandırabilir. Ne var ki bu süreçlerin yerini hiçbir zaman tutamaz. 

Peki kendi durumunuz üzerine düşünmeye nasıl başlayabilirsiniz? İşte üzerinde dürüstçe durabileceğiniz birkaç soru;

Bu sorulara evet yanıtı vermeniz ADHD'niz olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde hayır yanıtı vermeniz de bu olasılığı tamamen ortadan kaldırmaz. Bu sorular yalnızca kendinizle daha dürüst bir konuşma başlatmak için birer kapı aralayıcıdır.

Son olarak önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu yazı bir tanı ya da tedavi önerisi değildir. Yalnızca sıkça merak edilen bir konuya dair biraz olsun açıklık ve içgörü sunmayı amaçlamaktadır. Eğer burada okuduklarınız size tanıdık geldiyse ve gündelik yaşamınızı etkilediğini düşünüyorsanız, atılacak doğru adım kapsamlı bir değerlendirme için yetkin bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaktır. Bu konuyu konuşmak için her zaman bana ya da güvendiğiniz başka bir lisanslı psikolog veya psikiyatrist ile iletişime geçebilirsiniz. Kendi zihniniz hakkında merak duymak hiçbir zaman bir zayıflık değildir. Çoğu zaman onu daha iyi anlamaya doğru atılan ilk adımın ta kendisidir. 


Kaynakça