Neden Sürekli Kaygılı Hissediyorum ? 

Günlük hayatta da çok sık duyduğumuz bu “neden sürekli kaygılı hissediyorum? ” sorusu Google’da da son zamanlarda en çok aratılan sorulardan biri haline gelmiş. Çoğu zaman bu cümlenin altında sadece “hastalık” değil; yoğun tempo, belirsizlikler, sorumluluk baskısı, gelecek kaygısı ve yalnızlık gibi endişeler de yatıyor olabilir. Bu yazıda, bu soruyu korku ve daha fazla stres yaratan bir cümle gibi değilde, kendi iç dünyamızı daha iyi anlamak adına psikolojik bir bakış açısından değerlendirmek istiyorum. 

Biraz önce de bahsettiğim gibi bu cümleyi genelde yapmamız gereken birden fazla sorumluluğumuz olduğunda daha sık kendimize soruyoruz. Günümüz dünyasında var olma çabalarımız, ailemize, sevdiklerimize, işimize ve kendimize olan sorumluluklarımız üst üste geldiği zaman neredeyse zihnimizin hiç “boşta” kalmamış hissetmesi çok yaygın. Bazen de aslında hiçbir elle tutulur bir kriz olmasa bile, sanki her an kötü birşey olacakmış gibi bir kaygıda olmamızda çok sık görülen bir deneyim. 

Genellikle bu tarz bir düşünce haline gerginlik, huzursuzluk, “iç sıkıntısı” gibi duygular ve “ya birşey olursa”, “ya kontrolü kaybedersem” tarzında otomatik düşünceler olarak  adlandırdığımız kalıplar da eşlik eder. Kaygımız arttığı zaman beden de de bir çarpıntı, nefes daralması, kas gerginliği veya uykuya dalmakta zorlanma gibi belirtilerde eşlik edebilir. Bunlar psikoloji dünyasında kaygı ile ilgili en yaygın bedensel tepkiler olarak tanımlanıyor. 

Son zamanlarda da özellikle sosyal medyada çok popülerleşen anksiyete, panik atak, tetiklenmek gibi kelimelerde normal kaygı tepkilerini bende mutlaka bir bozukluk var gibi yorumlamamıza neden olabiliyor. Dünya genelinde yapılan sağlık dağılımları araştırmalarında, dünya genelinde yetişkinlerin kabaca %7-10’unun herhangi bir anksiyete bozukluğu yaşadığını, daha da geniş bir grubun %15-20 gibi is dönem dönem hafif ve orta düzeyde kaygı belirtileri bildirdiğini gösteriyor. Bu veriler bize kaygı hissimizin insan olmamızın yaygın bir parçası olduğunu hatırlatıyor.

Peki bu cümlenin altında psikolojik olarak neler yatıyor olabilir ?

Yapılan araştırmalara göre belirsizliğe tahammülsüzlük kişide yüksek olduğunda, kişi ortada bir sorun olmasa bile zihninin olası tüm kötü senaryoları taramaya daha yatkın olduğunu gösteriyor.   

Bazen çok fazla sorumluluğu tek başımıza üstlenmeye çalışıyoruz ve bunu yaparkende “her şeyi kontrol etmeliyim, hata yapmamalıyım” gibi inançlar taşıyabiliyoruz. Bu durumda yaşamın normal değişimi  bile sürekli kaygı hissini yaratabilir. 

Geçmişte yaşadığımız zorlayıcı veya etkisini hala taşıdığımız deneyimler sebebiyle bizi tetikte kalma durumunda bırakıyor. Şema terapiye göre, özellikle tehlike şemasının aktif olduğu kişilerde, yeni ve tanıdık olmayan durumlar çok daha kolay tehdit olarak algılanabilir.

Borkovec’in geliştirdiği bilişsel kaçınma modeli, endişenin kısa vadede kontrol hissi yaratabileceğini söyler, Wells’in kaçınma modeli ise bize kaygının  “endişelenirsem kötü şeyleri önleyebilirim” tarzinda bir güvenlik stratejisi oluşabileceğini söyler.

Peki şimdi okuduğun bilgilerle ne yapabilirsin ? 

Öncelikle bu cümleyi kurduğunu yakaladığın anlarda kendine; 

Bu soruların cevaplarını bi kağıda veya telefonunun notlar kısmına yazabilirsin, hatta bu düşünceleri her hissettiğinde bunları yazarak en sık ne ile ilgili kaygılandığını ortaya çıkarıp sadece bu soruna odaklanıp çözüm yollarını arayarak kendini anlama yolculuğunu daha kolay gerçekleştirebilirsin. Bu yöntem kaygı hissini susturmaya çalışmak yerine, onu daha iyi anlamaya ve sakinleştirmeye yardımcı olabilir.

Bu tür düşünceler ve hisler işe gitmeme, uyanmakta veya uykuya dalmakta zorluk, sosyal çevrede bozulmalar veya okul performansının düşmesi gibi etkin belirtiler gösteriyorsa bu durumu ciddiye almak önemli olabilir. Kaygı haliniz uzun süredir bu şekilde ilerliyor ve yürütmeye çalıştığınız çözümler işe yaramıyorsa profesyonel destek düşünmek iyi bir seçenek olabilir. 

Bu yazı “neden sürekli kaygılı hissediyorum?” cümlesinin arkasında neler olabileceğine dair genel bir çerçeve sunmak amacıyla hazırlanmıştır, burada paylaşılan bilgiler tanı ya da kişisel tedavi önerisi yerine geçmez. Kendi deneyiminizin daha özgün, geçmişiniz, yaşam koşullarınız ve ilişkilerinizle iç içe olduğunu unutmamak ve gerekirse bunu bir uzmanla birlikte, güvenli bir ortamda ele almak önemlidir. Dilerseniz web sitem üzerinden randevu oluşturarak bu süreci birlikte değerlendirebiliriz. 

Sorularınız ve aklınıza takılanlar için bana mail atabilirsiniz.


Kaynakça